güvenli oto koltuğu nasıl olmalı

    Bebeğinizin güvenliği, ciddiyet ve titizlikle seçim yapmanızı gerektirir.

    Bu nedenle, bebek oto koltuğu satın alırken dikkat etmeniz gereken en önemli husus güvenlik olmalıdır. Koltuğun çocuğun kilosuna, boyuna ve yaşına uygun seçilmesi önemlidir. Ürünün iç kısmının darbe emici malzeme ile kaplı olması gerekir. Zira bir çarpışma esnasında çocuğunuzun başının arka kısmı ve sırtı koltuğun iç noktalarına çarpacaktır. Yine ürünün kumaşının terletmeyen ve yıkanabilir cinste olması, sağlık ve temizlik yönünden önemlidir. Bebek araba koltuğu için en güvenli bölge, arka koltukta, yan hava yastıklarından uzak kalan bölgedir. Aksi takdirde, hava yastığı şiştiğinde bebeğin olduğu yere kadar gelebilir. Bu da ölümcül bir darbeye ya da şiddetli bir yaralanmaya sebep olabilir. Bu nedenle, bebek oto koltuğu arka koltukta tam ortaya konulmalıdır.

    Bebek araba koltuğu seçerken, araç içi bağlantı noktalarına verdiği desteği de dikkate almalısınız. Güvenlik koltukları bağlantı noktaları açısından iki ana sınıfa ayrılır: Araçların emniyet sisteminden yaralanan modeller ve Isofix sisteminden faydalanan modeller. İlk gruptaki modeller, aracın emniyet sistemi aracılığı ile sabitlenmektedir. Isofix sistemi ise arka koltuklarda bulunan özel bağlantı noktalarını ifade eder, bu sistemde araçların dâhili emniyet kemerlerine ihtiyaç duyulmaz. Bu nedenle, yanlış bağlantı yapma riskine de girilmez. Isofix bulunan bir araçta yapmanız gereken tek şey, bebek oto koltuğu üzerinde bulunan mandalları araçta bulunan bağlantı noktalarına takmaktır.

    Bebek araba koltuğu seçerken dikkat etmeniz gereken bir başka nokta da, zorunlu tutulmuş uluslararası standartlara uygun olup olmadığıdır. Bunu kontrol etmek için, bebek oto koltuğu üzerinde iki adet etiket aramalısınız: İ- Size ve ECE R44. ECE R44, Avrupa güvenlik standardıdır. R44-03 ve R44-04 şeklinde geçer. (R44-01 ve 02, artık geçerli değildir.) İ-Size ise 2013 Temmuz ayında yürürlüğe girmiş bir standarttır. Elbette, bebeğinizin konforu da dikkat edilmesi gereken son husustur. Uygun tasarıma sahip bir bebek araba koltuğu, bebeğinizi sadece güvende tutmakla kalmaz, uzun yolculuklarda dahi rahat etmesini sağlar.

    Avrupa'nın 1 numarası MediaMarkt, bebeğinizin güvenliği için uluslararası standartlara sahip bebek oto koltuğu modellerini bütün mağazalarında bulundurmaktadır.
    (20.04.2015 13:59)

2015

    Herkes için sağlık, barış, huzur, bereket dolu, çocukların ölmediği bir yıl olur dilerim.
    (31.12.2014 09:06)

dreamyroom

    İnce ince el işiyle hazırlanmış çocuk uyku setleri hazırlayan bir marka. İki şahane anne yapıyor. tavsiye ederim.
    http://dreamyroom.com.tr/
    (29.12.2014 15:30)

tweetdeck

montessori eğitimi

palmer's kakao yağlı e vitaminli vücut kremi

    Bir arkadaşım vermişti bu kremi ben hamileyken. Son aylarda kullanmaya başladım. Artık kremden mi genetikten mi bilmiyorum hiç çatlağım olmadı.
    (12.02.2014 17:18)

tutumlu anne

    Çocuğunuzun ve kendinizin az kullanılmış malzemelerini satıp, ikinci el temiz ve uygun fiyatlı yeni ürünler bulabileceğiniz anne dostu yeni bir site.
    adresi şöyle ; http://tutumluanne.com
    (13.01.2014 19:47)

odada dört mevsim

ayas

    Pepee'nin yapımcılarından bir çocuk sineması. Yer yer bir çok mizahi unsur barındıran filmin en büyük handikapı içinde çocukları kovalayan bir köpek barındırması. çoğu çocuğun hayvanlara yeni yeni alıştığı hatta genelde korktuğu yaş dönemlerinde, çizgi filmde bunu izlemek pek de olumlu etki yapmıyor haliyle. sanırım 5-6 yaş üstü çocuklara göre. filmin sonunda "Aze nasıl buldun sevdin mi?" dediğimde, "Keşke köpek olmasaydı" dedi ki film esnasında da korkudan boynuma sarıldı çoğu yerde.
    Yanlış duymadıysak bir yerde "Salak" kelimesi geçiyor. Bir kaç yerde de argo başka kelimeler. Seçilen şarkı-türküler keyifli ama "yarim, aşk acısı" gibi sözler çocuklara nasıl etki eder onu da bilemedim.
    Gel gelelim bir dinozorlu sahne vardı ki, gerçekten gözümden yaş geldi gülmekten. Bir de genç kız karakterlerin odasındaki Kıraç posteri de keyifli bir detay olmuş.
    (19.11.2013 14:01)

fresh'n soft ıslak mendil

    2 yaştan sonra ekonomikliği ve paraben içermemesi ile kullandığımız marka haline geldi.
    (08.10.2013 12:57)

etkinlikler

    (bkz: Philips AVENT), Anne Okulu Kapsamında Acıbadem Fulya Hastanesi'nde Emzirme Semineri Düzenliyor

    Philips AVENT Anne Okulu, 1 – 7 Ekim 2013 tarihleri arasındaki Emzirme Haftası kapsamında Doğum Koçu ve Hamile Eğitim Uzmanı Ayşe Öner ve Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Özyurt Şafak'ın katılımıyla bir Emzirme Seminer'i gerçekleştiriyor.

    5 Ekim Cumartesi günü, Philips AVENT ve Acıbadem Fulya Hastanesi sponsorluğunda gerçekleştirilecek Emzirme Semineri'nde Doğum Koçu ve Hamile Eğitim Uzmanı Ayşe Öner; hamilelik dönemindeki emzirme hazırlıklarından, emzirmenin ilk günlerinde yaşanabilecek sorunlardan ve bu sorunlarla baş edebilmenin yollarından bahsedecek. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Özyurt Şafak da, emzirme döneminde beslenme ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları, anne sütünü artırmak için nasıl beslenilmesi gerektiğini, emziren anneler için en iyi beslenme şeklini katılımcılarla paylaşacak.

    Hayata en iyi başlangıç için anne sütünü destekleyen Philips AVENT, tüm anne adaylarını ve anneleri bu seminere bekliyor.

    Program
    Tarih: 5 Ekim 2013, Cumartesi
    Saat: 11.00 – 13.00
    Yer: Acıbadem Fulya Hastanesi Seminer Salonu
    Adres: Dikilitaş Mahallesi Hakkı Yeten Caddesi Yeşilçimen Sokak no: 23 Fulya Beşiktaş
    (04.10.2013 15:27)

teknolojik anneler

nezle

    Özellikle yaz aylarında başıma gelen, günlerce hem sıcak hem burun derdiyle beni hüzünlere gark eden hastalık. Peçete sektörü benim sayemde hayat buldu diyebilirim, bir de silmekten burnumda yara çıkması da cabası.
    Neyse ki afrika sardunyası diye bi şey keşfettim. Eczanelerde Umca diye satılan bir solüsyon. İçiyorsun, ne nezle ne grip. Pıt diye geçiyor.
    (20.09.2013 16:53)

otizmi farket yaşamı paylaş


    (Bu yazı, İrem Afşin'in Nisan Dünya Otizm Farkındalık Ayı sebebiyle gönüllü organize ettiği ortak yayın çerçevesince bir çok blogda aynı anda yayınlanan yazısıdır.)

    Nisan… Aylardan bahar. Havada baharın müjdecisi kokular, yavaş yavaş açan çiçekler, cıvıltıları ile hayatımıza neşe katan kuşlar, güneşin sıcak ışığına kavuşan dünya. Nisan, ruhumuzu aydınlık günlerde ferahlattığımız ay.

    Nisan, 2008 yılından bu yana, dünya üzerinde yaşayan milyonlarca çocuk ve aileleri için çok başka bir anlam daha taşıyor: OTİZM.

    2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından "Dünya Otizm Farkındalık Günü" olarak ilan edildi. Her yıl, "Otizm Farkındalık Ayı" olan Nisan ayı boyunca dünya genelinde otizmin sorunlarını ve çözümleri konuşuluyor, araştırmaların teşvik edilmesi ve erken teşhisle tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

    Oğluşum Nazım Özgün ile otizm labirentine adım attığımız o ilk günden bugüne 8 yıl geçti. Otizmin karmaşık fırça darbeleri yüzünden, hayatımızın yol haritasını yeniden tanımladık. Bazen düşününce sanki otizmden önce bir hayatımız yokmuş gibi hissediyorum. Çok eskiden kendini fanusuna kapatmış ruh bebeğimin, şimdi benimle hayatı paylaşması nasıl bir mucizedir, çok iyi biliyorum.

    Otizm, doğuştan gelişen, genetik altyapıya dayanan, karmaşık nörolojik-biyolojik tabanlı bir gelişim bozukluğu. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyerek bireyin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkarak çocukların sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkiliyor.

    Amerikan Sağlık Bakanlığı verilerine göre bugün dünya genelinde okul çağındaki her 88 çocuktan biri otizm teşhisi alıyor. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 3-4 kat daha fazla görülüyor, her 54 erkek çocuktan biri günümüzde otizm riski taşıyor. Dünyada son yıllarda şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınıyor.

    Ülkemizde sağlıklı istatistikler olmaması nedeniyle, Otizm Platformu'nun öngördüğü verilere göre, tahmini olarak 550.000 otizmli birey ile 0-14 yaş grubunda 150.000 civarında otizmli çocuk bulunduğu "varsayılıyor." Otizmli bireylerin ebeveynleri, kardeşleri, yakın akraba ve çevreleri de hesaba katıldığı zaman, Türkiye'de her ile yayılmış durumda otizmden etkilenen 2 milyondan fazla vatandaşımızdan bahsedebiliriz.

    Otizmin kapısını açmak için ilk önemli adım, erken teşhis. Otizm, yaklaşık bir yaş civarında ilk belirtilerini gösteriyor. Annenin sesi ve gülümsemesi gibi sosyal uyaranlara bebeğin tepkisiz kalması veya tepkilerinde yavaşlık olması, göz teması kurmada zorluklar, motor gelişmede ve taklit becerilerinde gecikme, uyku ve yemek düzeninde sorunlar ilk belirtiler arasında sayılabilir. Çok yaygın bir yanlış kanı, özellikle erkek çocukların geç konuştuğu veya anne/babası geç konuşan çocukların da geç konuşacağı düşüncesi… Ve erken teşhis, otizmli çocuğun gerekli eğitim ve tedavileri alarak hayata katılması için ilk önemli adım.

    Eğer çocuğunuz;

    Sizinle ve başkalarıyla göz kontağı kurmuyorsa,
    İsmi söylendiğinde veya çağrıldığında dönüp bakmıyorsa, söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa,
    Konuşmada yaşıtlarının gerisinde kalmışsa, başkaları ile söyleşiyi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğu varsa, basmakalıp, yineleyici (ekolali) ya da özel bir dil kullanarak garip konuşuyorsa veya konuşması hiç gelişmemişse,
    Gözleri sık sık bir şeye takılıp kalıyorsa,
    Anlamsız gülme veya ağlama krizleri varsa,
    Parmağıyla istediği şeyi işaret ederek göstermiyorsa,
    Oyuncaklara amacına uygun oynamayı beceremiyorsa, yaşıtlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa,
    Ellerini kanat gibi çırpma, parmak uçlarında yürüme, kendi çevresinde veya eşyalar etrafında dönme, sallanma, çırpınma şeklinde garip ve yineleyici hareketleri (stereotipi) varsa,
    Bir şarkının bir bölümünü tekrar tekrar söylemek, dolapların kapaklarını sürekli olarak açıp kapatmak, ayak parmaklarının ucunda odanın bir ucundan öbür ucuna koşturmak, bazı eşyaları döndürmek veya sürekli sıraya dizmek gibi çeşitli ilgi ve davranış takıntıları varsa,
    Günlük yaşamındaki düzen ve program değişimlere aşırı tepkiler veriyor ve uyum sağlayamıyorsa,
    Kendisine ve çevresine yönelik zarar verici davranışlara sahipse,
    vakit kaybetmeden teşhis için uzmanlara başvurmak gerekiyor.

    Otizmin tedavisi var mı? Otizm, beş bilinmeyenli bir denklem gibi: Nedenleri tam olarak saptanamadığı gibi tek bir kesin tedavisi de günümüzde "henüz" mevcut değil! Otizm, toplumsal fark, ırk, dil, din gözetmiyor, çocuk yetiştirme biçiminizle veya sosyo-ekonomik koşullarınızla da ilgilenmiyor. Genetik faktörlerin yanı sıra, çevresel koşulların – yanlış beslenme, çevre kirliliği, kimyasal maddeler, yanlış ilaç kullanımı, ağır metaller, aşılarda bulunan bazı koruyucu maddeler vb.- otizmi tetiklediği düşünülüyor.

    Otizmde biyolojik tedaviler ile ilgili çalışmalar devam ederken, bugün için kabul edilen en önemli tedavi aracı, erken yaşta verilmeye başlanan yoğun bireysel özel eğitim. Doğal gelişim gösteren her çocuğun kendiliğinden öğrendiği her şeyi, otizmli bir çocuğa özel eğitim yardımı ile öğretmek zorundasınız. Bu durum bazen iğneyle kuyu kazmaya benzese bile, her otizmli çocuk kendine göre bir öğrenme biçimine sahip. Önemli olan, kapıyı açacak doğru anahtarı bulmak.

    Bilimsel olarak erken yaştaki çocuk için kanıtlanmış yoğun eğitim süresi haftada bireysel ve grup eğitimi olarak 40 saat. Oysa ülkemizde sosyal güvenlik kapsamında "otizm özel eğitim raporlu" çocuklar için aylık 6-12 saat olan özel eğitim süreci, dünya genelinin oldukça gerisinde kalıyor.

    Otizmli çocukların mutlaka eğitim sistemi içinde yer almaları gerekiyor. Çünkü eğitim, otizmli birey için her şeyden önce "tedavi" anlamına geliyor. Otizmi diğer engel gruplarından ayıran en önemli fark; erken tanı ve erken bireysel/kaynaştırma eğitimiyle otizmli çocukların sorunlarının büyük bir kısmını aşmaları.

    Oysa yaşamın gerçeği hiç de böyle söylemiyor size! Oğlum Nazım Özgün ile okul öncesi eğitim, ilkokul ve ortaokul süreçlerinde yaşadıklarımız, ayrımcılık hikayelerinden ibaret. Otizmli/Aspergerli çocuk, genellikle bilgi eksikliğinden kaynaklanan dirençleri nedeniyle, okul yönetimleri, öğretmenler ve diğer veliler tarafından okulda "istenmeyen çocuk" ilan ediliyor. Kaynaştırma raporlarına rağmen, okul idareleri otizmli kaynaştırma öğrencisinin kaydını almak istemiyorlar. Okul yaşamı esnasında yaşanan sorunların büyük bir kısmını hoşgörü, anlayış ve bilgi yetersizliğinin giderilmesi ile çözebiliriz, yeter ki toplum tarafından yaşamın her anında bizlere dayatılan en büyük "engel" olan ayrımcılığı yok edelim!

    Otizmin oldukça karmaşık yapısı, otizmli bireyle birlikte ailesi başta olmak üzere yakın çevresindeki herkesi hayatın tüm evrelerinde etkiliyor. Otizmli bir çocuğun ilerlemesinde en büyük sorumluluk ailelerde, en ağır yük de annelerin omzunda! Otizmden etkilenen bireyin ve ailesinin her şeyden önce yalnız ve ötelenmiş bir hayata mahkum edilmemesi için, özellikle doğal gelişim gösteren
    çocuk ebeveynlerinin toplumsal yaşamı bizimle paylaşmayı öğrenmeleri gerekiyor.

    Oğluşum, benim uğur Böcüğüm, aldığım her nefesin anlamı, yaşam öğretmenim! O'nunla birlikte otizmle mücadele ederken, mutluluğun tek bir bakış veya tek bir kelimeden ibaret olduğunu görme fırsatım oldu. Seslenince dönüp bakması, ağzından tek bir kelime çıkması, ağlayıp öfke krizleri geçirmeden bir tam gün geçirmesi, benimle gezmeye, markete, restorana, sinemaya gidebilmesi,
    kendini hayatın gündelik akışında veya okul hayatı içinde idare edebildiğini görmek için… yıllarca sabırla bekledim.

    Biz ikimiz, çok başka bir yerden, büyük bir boşluktan, hiçlikten, sessizlikten, kapalı bir fanusun içinden geliyoruz. Yoku çok, azı fazla, yaşam sevincinin dibine vuran, hayatı farklılıkları ile yaşamayı öğrenmek zorunda kaldığımız bir uçurumun taa en dibinden geliyoruz. Öyle bir yerden geliyoruz ki, "gelmez, düzelmez, hayata katılmaz, konuşmaz, kendini seslendirmez, hayatı anlamaz, anlatamaz, asla paylaşamaz, duygularını gösteremez, hissedemez, arkadaş olamaz, okuyamaz, hiçbir zaman tam öğrenemez, hatta sevemez" demişlerdi… Hepsinin ne kadar boş olduğunu yaşama sımsıkı tutunmasıyla gösteren oğluşumun annesi olmak kadar beni hayatta tanımlayan bir şey yok!

    Son 8 yılda ailemiz haline gelen otizm topluluğunun içindeki her otizmli çocuk benim de çocuğum, otizmli anne-babalar ise yoldaşım. Onlardan sadece biri olarak diyorum ki, gündelik hayatın içinde karşılaştığınız ağlayan bir çocuğu yargılayıp, annesine laf etmeden önce bir an düşünün. Çocuğunuzun sınıfında otizmli bir çocuğun da olmasının, farklılıkları yaşayarak öğrenecek kendi
    çocuğunuza da faydası olacağını lütfen unutmayın.

    Her yıl Nisan ayı, Türkiye'de otizm adına yeni umutlar, yeni adımlar demek… Eğer siz de "Otizmin farkındayım, ama fark etmek yetmez, yaşamı paylaşmak gerek!" diyorsanız, otizmli çocukların ve anne-babalarının seslerine kulak verin, sesimize ses katın, otizmin bilinirliği ve sorunların çözümü için gönüllü destek verin ki, çocuklarımız hep beraber büyüsün

    Çünkü her çocuk farklılıkları ile yaşamda yer almayı hak eder!
    Nisan Dünya Otizm Farkındalık Ayı'nda yaşamı paylaşan herkese yürek dolusu selam olsun!

    M. İrem Afşin
    Nazım Özgün'ün Annesi
    Gönüllü Otizm Aktivisti
    iremafsin@gmail.com
    www.twitter.com/iremafsin
    www.facebook.com/afsinirem
    www.hthayat.com/yazarlar/m-irem-afsin

    OTİZMİ FARK ET, YAŞAMI PAYLAŞ! Kampanyası:

    Otizmi fark et, fark ettir! Farkında olman yetmez, yaşamı paylaş! Yaşamı paylaşmak, sorunları
    paylaşmaktır. Ayrımcılık yapma, otizmliye engel yaratma!

    #otizmifarketyasamipaylas http://youtu.be/O-xTwfFbGoo
    (01.04.2013 22:45)

afilli kitap

    emzirme reformu gönüllülerinden bir annenin ortağıyla yarattığı şahane bir foto kitap projesi. fotoğraflarınızı kolaylıkla yükleyip harika bir kitap haline getirebiliyorsunuz uygun fiyata. tavsiye ederim.
    (14.02.2013 09:00)

sayfa: 1-2-3...-16
Ana Kılavuz
sözlük hiçbir kurumla bağlantılı olmayan birkaç kişi tarafından düşünülmüş bağımsız bir platformdur. sözlük içerisindeki yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. sözlük bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. yazılan yazıların telifi bize ait değildir, çalınız çırpınız ama kaynak gösteriniz.